Üyelik Girişi
ÇAKIR KÖYÜ
WEB SİTE REKLAM

DERNEK KURUCULARIMIZDAN DEĞERLİ AMCAMIZ MURAT MANTARCI İLE RÖPORTAJ YAPTIK

Yaşlı amcalarımızın, teyzelerimizin, anılarını, hayat hikayelerini çok dinlediğimiz olmuştur. Ancak yazılı ya da görüntülü kayıt altına almadığımız için unutulup gitmiştir.

Söz uçar yazı kalır…deyiminden hareketle;

www.cakirkoyu.net olarak Çakır Köyünde dünyaya gelmiş büyüklerimizle röportajlar dizisi yayınlamaya karar verdik.

Çevrenizdeki büyüklerimizle röportajlar yaparak; bunları yazılı ya da görüntülü olarak web sitemize ulaştırırsanız tüm bu hayat hikayelerini arşivleyip ileriki nesillere aktarmak amacındayız.

 

1.RÖPORTAJIMIZ:


Demire boyun eğdiren adam : Murat Mantarcı

Röportaj: Kasım Mantarcı

 

  1. 1.  Murat amca ne zaman nerde dünyaya geldiniz?

 

1948 yılında Şebinkarahisar Çakır Köyünde dünyaya geldim.

 

  

  1. 2.  Anneniz ve babanızdan bahseder misiniz?

 

Rahmetli Babam Kadir Mantarcı. Çakır köyünde tarım ve hayvancılıkla uğraşan birisi. İlk evliliğinden çocuğu olmamış. 45 yaşına geldiğinde yine bizim köyün kızı olan Rahmetli Hediye Annemle 2.evliliğini yapmış. Ben ve 7 kardeşim bu evlilikten dünyaya gelmişiz. Büyükten küçüğe; Şehrinaz, Şahime, Murat, Şahizer, Ayşe, Canbey, Şenel ve Hurinaz.

 

Rahmetli babam; 1974’te 71 yaşında cevizden düştü rahmetli oldu. Annem ise normal hastalıktan 2008 yılında vefat etti.

 

  1. 3.  Rahmetli babanızın size anlattığı bir anı var mıydı?

 

Babam askerliğini Diyarbakır’da 1923-1925 yılları arasında yaptığını ve Şeyh Said ayaklanmasının bastırılması sırasında ordaki komutanın postacısı  olarak görev yaptığını anlatırdı.

 

Asker anılarının birinde; birliklerinde bir nöbet yerindeki nöbetçilerin sürekli yok olduğunu ama bir türlü bunun sebebini bulamadıklarını anlatır.. O nöbet yerinin karşısındaki değirmen ve kuytu bir alan varmış. Ankara ya Atatürk’e durumu arz etmişler ve Ankara’dan topçu bataryası gelmiş orayı top atışlarıyla tamamen yok etmişler ve bir daha da nöbetçilere herhangi bir halel gelmemiş.

 

Başka bir anısında ise; Diyarbakır’da geceleri üçte idam sehpalarının kurulduğunu ve sesli isimleri okunanların geceleri idam edildiğini anlatırdı. Bir gün bir yerden komutanına şu kişiyi asmayın size ağırlığınca altın verelim diye bir mesaj gelmiş ama o komutan bunu kabul etmeyerek o kişiyi hemen o gece astırmış.

 

 

  1. 4.  Okula gittiniz mi? Gittinizse biraz okul hayatınızdan bahseder misiniz?

 

Şimdi kapalı olan köyümüzdeki Çakır Köyü ilkokuluna gittim. Ancak o zamanın geçim şartları, ailemin o zamanki tek erkek çocuğu olmam nedeniyle köy işlerine yardım etmem gerekiyordu. Yani okulda kaydımız vardı ama hayvandan işten fırsat buldukça okula gidiyorduk. Siyah bir siperim vardı.(Önlük) Çantam ise kilimden örmeydi. Öğretmenimiz Kınık köyünden Sait Kurt’du.

 

  1. 5.  Okuldaki arkadaşlarınızı ya da bir anınızı hatırlıyor musunuz?

 

Yedipınardan Murat hasan , Enver boyacı, bizim mahalleden Şerif Mantarcı, Doğanın eski muhtarı Yunis, Çoğlu’dan Alim ve Celal hatırladığım okul arkadaşlarımdı.

 

Bir sene bir sınav vardı. Sınava girmeyen sınıfta kalacaktı. Bende o sırada yaylada mal güdüyordum. Sınavın olduğu gün sabah hiç durmadan koşarak ilk ders bitmeden okula yetişmiştim. Arkadaşlarım gelemeyeceğimi söylemiş, Öğretmenimiz Sait Kurt’sa Murat muhakkak gelir diyormuş. Hiç durmadan koştum ve 2.ders başlamadan okula vardım o sınavdan geçerek sınıfı geçmiştim.

 

Bir keresinde de okulca Saraycık İlkokuluna ziyarette bulunmuştuk. Orda Ahurcuk’dan horoz dedikleri kalıplı bir çocuk vardı. Güreştede çok iyiymiş. O bizim köyün çocuklarına hadi güreşelim diyordu ama bizden kimse cesaret edemiyordu ben çok zayıf ve çelimsiz bir çocuk olmama rağmen onunla güreştim onu yere serdiğimde kolunun üstüne düştü ve kolu kırılmıştı. Öğretmen geldiğinde sana kim bunu yaptı dediğinde çocuklar beni gösterince öğretmen bumu seni yere serdi diye hayret etmişti.

 

İlkokul 5 bitince geçim derdinden dolayı iyi bir öğrenci olmama rağmen orta okula gidemedim ve okul hayatım 12 yaşında bu şekilde bitti.

 

 

  1. 6.  Şimdiki öğrencilere bir mesaj vermek ister misiniz?

 

Şimdi imkanlar çok gelişti. Okumak isteyen bir öğrenci için ailesi de, devlette bütün imkanları önüne seriyor. Şimdiki öğrenciler bunların kıymetini bilmeli ve kendi bilgi ve becerilerini göre en yüksek eğitimi almalıdır.

 

 

  1. 7.  Okuldan çıktıktan sonra neler yaptınız?

12 yaşında okul bitince çalışmak için İstanbul’a geldim. 2 yıl Bayrampaşa’da inek baktım. Şimdi o bölgeye Sağmacılar denmesinin nedeni o bölgede. o zaman herkesin inek bakmasıydı. Bekar olduğum için ablam ve eniştemin yanlarında kalıyordum. Sonra köy ve anne baba hasretine dayanamadım işi bırakıp köye gittim.

 

  1. 8.  Biz sizi demirci ustası olarak biliyoruz? Demirci ustası nasıl oldunuz?

 

Demir işine ilgi duymamın sebebi çocukken Şebinkarahisar’daki o zamanın sıcak demir işi yapan bir ustasıydı. Kırılan baltalarımızı, keserlerimizi, oraklarımızı yaptırmak için Şebinkarahisar’da o ustanın yanına gittiğimizde saatlerce onun demire şekil vermesini izler, onun başından hiç ayrılmazdım. O heves ömrümün sonuna kadar beni bırakmadı, ve severek isteyerek işimi yapmama vesile oldu.

Bir dahaki sene yine İstanbul’a geldim bir kaynakçının yanına çırak olarak girdim.

Erzurumlu bir arkadaşımız vardı onun vesile olmasıyla Zetina adında dikiş makinası yapan bir firmaya meydancı olarak girdim. Orda sanat okulu mezunu ustaların döküm işini yanlış yaptıklarını göstermem ve onlardan daha iyi döküm çıkarmam nedeniyle usta olarak işe devam ettim. 24 ay askerlik yaptıktan sonra tekrar aynı yerde işe girdim.Bir iki yıl sonra o firma önce başka yere taşındı sonra iflas etti o yüzden ordan ayrılıp Malatyalı bir demircinin yanında çalışmaya başladım. Onunla Rizeli müteahhitlerin işlerini yapıyorduk. Kıbrıs’tan, Sarıkamış’a ülkenin her köşesinde, fabrika, otel ,hastane, askeriye gibi yerlerin demir ve çelik işlerini yaptık.

  1. 9.        Evlilik nasıl oldu ?  

 

Askerden İstanbul’a izne gelmiştim. Bizim hanımın dayısı Yedipınar’dan Zühtü vardı. Onunla dolaşırken beni Beşiktaş’taki Karaca ören’li eniştesinin evine götürdü. O beni onların görmesin istiyormuş ve bizi birbirimize münasip görmüş. Zühtü dayıya gelsin bir yüzük taksın demişler. Asker izni olması kısa zaman olması nedeniyle aile arasında bir yüzük takıp tekrar ben askere gittim. Teskereyi alınca 1970 yılında eşim Senem Tanrıkulu ile evlendim.

Esenlerde tek odalı bir gecekondu almıştık. Evlilik nedeniyle onu 4 oda olarak yeniden yaptık ve biraz da eşya alarak orda yaşamaya başladık.

 

Evliliğimizden 2 kızım 2 oğlum oldu. Karaca örende evli olan kızım Bengü, büyük oğlum Mehmet,  Rizelilerde evli küçük kızım Sema, küçük oğlan Engin..

 

Bengüden :Emir,Cansu, Mehmet’den Yağmur Esmanur, Semadan Gökdeniz Melisa, Enginden; Nisanur, Said adlarında 9 torunum var…

 

  1. 10.           Şu an neler yapıyorsunuz?

 

1990 yılında SSK’dan emekli oldum.Emekli olduktan sonra da biraz çalıştım. Şuan çalışmıyorum. Her sene köyüme gidiyorum. Akraba ziyaretleri yapıyorum çocuklarımla torunlarımla vakit geçiriyorum.

 

 

  1.  11.      Biz sizin Çakır Köyü Derneği’nin 6 kişilik kurucularından biri olduğunuzu biliyoruz. Niçin bu derneğin kurdunuz?

 

Köyümüzde birlik ve beraberlik olması için, cenazelerimizde, düğünlerimizde, bir araya gelebilmek için, gençlerimize atalarını, dedelerini tanıtabilmek için ve en önemlisi köyümüze hizmet etmek için bu derneği kurduk.

 

1. 12.   Derneğin hem kurucusu hem de şu an yönetim kurulu üyesisiniz? Derneğin durumuyla ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?

Derneğimiz diğer köy derneklerinden çok geç kurulmuş bir dernek. Kurulduğundan beri 168 üyeye ulaşmış, 350 kişiye düğün, cenaze, etkinlik  mesajları gönderen ve köyde, İstanbul’da piknikler geziler, şenlikler, toplantılar yapmış bir dernek.

Şu an özlediğimiz seviyede değil. Yaptıkları yapabileceklerinin çok gerisinde. Köydeki hemşehrilerimizle, gurbetteki hemşehrilerimizle, tüm mahallelerimizle, gencinden yaşlısına birilik ve beraberlik içinde derneğimize sahip çıkarsak inanıyorum ki çok başarılı çalışmalar yapılacaktır.

 

  1. 13.           Çakır Köyü sizin için neyi ifade ediyor?

   Köyümüz insanıyla, doğasıyla, havasıyla, suyuyla eşi ve benzeri olmayan bir köydür. Çakır Köyünde doğmak, ve orada yaşamak Allah’ın bize bir lütfu olduğunu düşünüyorum.

 

Değerli Murat Mantarcı amcamıza; Samimi ve içten cevapları için çok teşekkür eder, ailesi ve kendisine iki cihanda mutluluklar dileriz.



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   806 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam4
Toplam Ziyaret31540
DERNEK YENİ ÜYELER
Ergin Mantarcı
Takvim
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° 17° 12°
FUTBOL TAKIMIMIZ

2012/2013 ÇAKIR KÖYÜ FUTBOL TAKIMI

ÇaKIR KÖYÜ CHAT ODASI